Emine Bulut: Ölmek İstemiyorum / Anne Lütfen Ölme...

Emine Bulut: Ölmek İstemiyorum / Anne Lütfen Ölme...

Psikog Kadir Özsöz, Emine Bulut katiamına sebep olan olayı değerlendirdi: İnsanın en büyük yargıcı vicdandır, vicdanını yitiren bir kimsenin çekeceği ceza her zaman azdır!

Eski eşi tarafından canice bıçaklanarak katledilen kadın, en az masum bir kadını katleden yaratık kadar vahşi olma potansiyeli taşıyan video çeken yaratığa dönüp, insan olmanın gerektirdiği duyguları minimum seviyede yaşayan herkesin içini parçalayacak ve kulaklarında çınlayacak bir şekilde haykırdı:


ÖLMEK İSTEMİYORUM!


10 yaşındaki çocuğu kanlar içindeki annesine sarılıp, hiçbirimizin asla anlayamayacağı kadar derin duygular ve uğrunda her şeyini feda eder bir istekle haykırdı:


ANNE LÜTFEN ÖLME!


Maalesef kadın öldü, çocuk ise “keşke ben de ölseydim” diyecek kadar beter bir acıyla kaldı geride. İşte sonuç bu.


Asırlardır yaşanan toplumsal olaylar ve kadın/çocuk cinayetleri, bizlere şu hakikat dolu sözleri hatırlattı: Bir yerde toplumsal olaylara ender rastlanıyorsa birey, sık rastlanıyorsa sistem yanlıştır.


Sosyolojik bir olgu olarak düşünülmesi gereken bu ifade, içinde bulunduğumuz dünyaya hakim olan sistemin bütünlüklü olarak yanlış olduğunu söylüyor. Evet! Bu yanlış, sadece eğitimsel bir yanlış değil, eğitimden hukuka, ekonomiden yönetime kapsamlı bir yanlıştır. 


Anne öldü, baba(!) kılıklı zat ise yaşıyor. Mahkemesi görülecek ve müebbet hapse mahkum edilecektir. Belki bir gün bir af ile çıkacak ve tekrar toplumsal bir tehdit olmaya devam edecektir. Peki, içeride iken gerçekten ceza çekecek midir? Şüpheliyiz…


Çünkü suçu sadece bir anneyi katletmek değildi, aynı zamanda 10 yaşındaki bir kızın üstesinden belki de hiçbir zaman gelemeyeceği travmayı yaşamasına sebep oldu. Yani bu küçük kız çocuğu, yaşadığı müddetçe cezaların en büyüğünden daha şiddetli bir ızdırap çekecektir. Fakat buna sebep olan yaratık ise olduğu ortama alışıp, yaşamına devam edebilecektir.


İnsanın en büyük mahkumiyeti vicdandır. Vicdanını yitiren bir kimsenin çekeceği ceza her zaman azdır.

***

Kız çocuğunun muhtemelen yaşayacağı problemler: 

  • Karanlığın çökmesi ve kalabalıkların dağılmasıyla birlikte, insanlar kendileriyle yüzleşme fırsatı bulurlar. Bütün duyu organlarıyla kendi içlerine dikkat kesilirler. Bu gibi anlar, travmatik olaylar yaşayanlar için dayanılması güç acıların hissedildiği anlardır. Dolayısıyla sık uyku problemleri yaşayacaktır.


  • Uyku bilinçli kişiliğin bir süre çekilmesi demektir. Motor faaliyetlerine uyku sırasında devam eden birey, bu esnada bilinçaltında yer edinmiş olayların/bilgilerin tutsağıdır. Travmatik olaylar yaşayan bireyler, bilinçaltında yer edinmiş olan bu olayları uyku sırasınca devam eden rüyalar ile tekrar tekrar yaşarlar. Çeşitli uyku evrelerinde derinliği farklılaşan bu acılar, bazen kişide yeni bir travmatik hasara bile neden olabilmektedir.


  • 10 yaş, bir insanın en hassas gelişim dönemlerinden biridir. Bu dönemde beynin ön lobu baskındır ve bireylerde yeni bir kimlik tanımlama süreci anlamına gelir. Ben kimim? Ailem kim? Değerlerimiz nelerdir? İnançlarımız ve kültürümüz nedir? vb. sorular ile bu süreçte kendini ve çevresini tanımlayan çocuk, özellikle anne-babasına fazlasıyla ihtiyaç duyar. Annesi gözleri önünde babası tarafından katledilen çocuk, kimlik tanımlama sürecinde problemler yaşayacak ve belki de ileride paranoya (daha ileride bir şizofreni demek olabilir) tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır.


  • Çocukluk dönemlerinde travmatik sarsıntılar geçiren bireyler, yoğun bir şekilde sanrılı olurlar. Bu yoğun sanrılara maruz kalan kimseler ise kendisi ve çevresiyle iletişim kurmakta güçlük çekerler ve maalesef çeşitli fobiler yaşayabilirler.


  • Çocukluk  çağı, sosyal katılım için gerekli olan bilgilerin edinilme sürecidir. Dolayısıyla bir tür eğitim çağıdır. Çocukların ihtiyaç duyduğu eğitimde aksakların yaşanması, yine büyük bir katılım sorunu olarak tezahür edebilir.


  • Travmatik olaylara maruz kalan çocuklarda yeme problemleri görülebilir. Bu yeme problemleri ise ölüm riski en yüksek olan psikolojik rahatsızlıklardandır.


Emine Bulut olayında geride kalan masum can, bütün burada değindiklerimden çok daha fazlasını da yaşayabilir. Tabii ki bu, bundan sonraki aile ortamı ve eğitim süreciyle yakından ilişkilidir. Daha fazla psikolojik tehdit içeren bu olayın şiddetinin anlaşılabilmesi için sadece birkaç örnek vermek istedim. Yani yukarıda maddeler halinde zikrettiklerim ile sınırlanacak türden bir olay değildir.


Bu olayın sarsıntılarının her birey tarafından hissedildiği şu günlerde daha fazla yazmak, daha fazla acı çekmek demektir. 


Son olarak şunu söylemek istiyorum: Emine Bulut olayı ne bir ilkti ve maalesef son olacak gibi de değil!


Psikolog Kadir Özsöz

instagram

facebook


Psikolojik Makaleler



Bilge Değişim