Matematik Öğrenmede İbn Sina Yöntemi

Matematik Öğrenmede İbn Sina Yöntemi

Matematik öğrenmek sizi sıkıyor ve ümitsizliğe mi kapılıyorsunuz? İşte bu makale tam size göre.

Kimdir İbn Sina? Tabipler Sultanı… Paris Üniversitesi Tıp Fakültesinde resmi asılı olan birkaç kişiden biri. Yazıldığı günden bu yana yüz binlerce kez basılan, defalarca okunan ve hala bir başucu kitabı olarak el üstünde tutulan “el-Kanun fi’t-Tıb” isimli ansiklopedik eserin yazarı. 14 ciltlik dev bir eser. (Özsöz, 2018, 122)  


İbn Sina, her zaman “Tabip” ünvanıyla tanınmış ve bu alandaki başarıları konuşulmuştur. Fakat böyle bir bilgi, İbn Sina ismi için fazlasıyla kısırdır. Nitekim O, felsefi, dini, kozmolojik, fiziki, kimyevi vb. birçok alanda önemli eserler bırakmıştır. Matematik ve Geometri alanında da azımsanmayacak bir bilgi birikimine sahipti.


Peki, İbn Sina’nın Matematik ve Geometri öğrenirken çektiği zahmeti işittiniz mi?


Anlatıldığına göre; İbn Sina, matematik ağırlıklı bir okula gider köyünden. Fakat matematik ve geometri, sanıldığından çok daha karmaşık ve zor gelir ona. Bir süre çabalar, fakat başaramayacağını düşünüp köyüne dönmek ister. 


İbn Sina’nın da aralarında bulunduğu kervan mola verir. Su kuyusuna, su almak için gider İbn Sina. Bakar ki taş kuyunun bir kenarı aşınmış. Anlam veremez önce ama kovasını suya daldırıp çıkarışında, kovanın bağlı bulunduğu ipin o taşı aşındırdığını fark eder. İşte o zaman düşer kafasına elma Newton’un.


Her bilim adamının vardır böyle bir hikâyesi. Kiminin başına elma düşer, kimi ise suyu taşırınca bağırır “Evreka! Evreka!” diye… 


İşte İbn Sina da ipin taşı nasıl aşındırdığını fark eder ve “Bir ip taşı nasıl keser?” diyerek hayret eder.  “Bir ip bir taşı kesiyor da benim aklım cebir ve geometriyi nasıl kesmez?” diyerek alır dersini İbn Sina. Ve döner geriye kendinden emin bir halde.


Aslında İbn Sina’nın bu fark edişi, Newton veya Arşimet’in keşfi gibi değildir. Fakat onunki de bir keşifti, kendisinde mevcut potansiyelin keşfi. Bu keşfin insanlığa kattığı ise hiç de az değildi.


Peki, ne vardı şu taş kuyuyu ipin kesmesinde? 


Tekrar. Yılmadan, yıkılmadan, vazgeçmeden, büyük azim ve gayret ederek çabalamak vardır.


İşte İbn Sina’yı büyük bir bilim adamı haline getiren anlayış buydu: eğer bir ip sürekli sürtünmesi sonucunda bir taşı aşındırabiliyorsa, öyleyse sürekli olan bir mücadelenin sonucunda başarılmayacak hiçbir şey yoktur!


Peki, tekrarın öğrenme üzerinde nasıl bir etkisi var?


Etkili öğrenmede bilginin kalıcı hale gelip gelmediğidir önemli olan. Beynimizde bilginin kalıcı hale gelmesine karar veren ise “hipokamp (hippocampus)” denilen “hafıza merkezi”dir. Bu merkez tıpkı bir yazıcı gibi çalışır, yazdıklarını kontrol etmek ise mümkün.


Beyin dediğimiz bu meçhul kara kutu, milyarlarca nörondan oluşur. Nöronlara elektriksel bağlantıları sağlayan beyin sinir hücreleridir. Bu nöronların birbirleri ile haberleştikleri bölgelere ise sinaps denir. Nöronlar arasındaki elektrik akımının yüksek olması sinaptik bağlantıları güçlendirir. Güçlü sinaptik bağlantılar ise hipokampın hareketlenmesini sağlar. Bu yüksek akım ile uyarılan hipokamp, beynin en dış tabakası olan kortekse kayıt işlemini gerçekleştirir. Böylelikle bilgi kalıcı hale gelir.


Nöronlar arasındaki elektriksel akımın güçlenmesine sağlayan birçok etken vardır. Mesela marak ve ilgi bu etkenlerden en önemlileridir. Bundan dolayıdır ki çocukların bilgileri kalıcı hale getirmeleri çok daha kolay gerçekleşmektedir. Çünkü merak ve ilgi, insanlığın özü olan çocuklarda en üst seviyededir.


Sinaptik bağlantıların güçlenmesini sağlayan bir diğer etken ise tekrardır. Bir bilgi tekrar edildiğinde alıcılar onu tanır ve daha yüksek bir elektriksel akım oluşur. Tekrar edilen bilgi beyin fonksiyonlarını uyararak, hipokampın harekete geçmesini sağlar ve böylelikle bilgi kortekste kayıt işlemini gerçekleştirir. Yani alınan bilgi özümsenerek, kalıcı hale gelir.


Bir ipin sürekli sürtünmesi taşı kesiyorsa eğir, benim aklım da cebir ve geometriyi keser demişti İbn Sina. İşte bu olaydan esinlenerek dilimizde yer edinmiştir “aklı kesmek” deyimi. Bir bilginin özümsenip özümsenmediğini merak ettiğimizde “aklın kesti mi?” diye sorarız. İşte bu sorunun mahiyetini bu yazımızda açıklamış olduk.


Tıpkı bir Latin atasözünde geçtiği gibi: Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.


Aslında bir bilginin bütün insanlar tarafından özümsenmesi mümkün. Fakat burada önemli olan şey sürekliliktir. Asla vazgeçmeyen bir kimsenin beyin fonksiyonları ile pes etmeyi alışkanlık haline getiren kimsenin beyin fonksiyonları aynı elektriksel akımlar oluşturmaz. Dolayısıyla öğrenme farklılıkları oluşur.


Matematik ve geometride olduğu gibi bütün bilgi türlerinde geçerlidir bu altın kural. Tekrar etkili öğrenmenin birkaç önemli faktöründen biridir. O halde vazgeçmek yerine tekrar etmek, bizi, gözümüzü diktiğimiz hedeflere ulaştıracaktır.


Bence artık hepimizin kafasına düşmeli Newton’un elması ve dolu bir enerji ve heyecanla haykırmalıyız: Evreka! Evraka!


Psikolog Kadir Özsöz

instagram


ilginizi çekebilir:



Bilge Değişim

Bu makale için henüz yorum yok.

Yorum yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.